İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 719 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 1279899 defa okunmuş ve 1373 yorum yazılmıştır.

HEİNER MÜLLER Ve Hamlet Makinası

Kategori Kategori: Bilim adamları | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 1327 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 28 Kasım 2010 09:24:01

Doğu Almanyalı Heiner Müller (1929 1995), Brecht in en aşikar varisi olarak kabul edilmektedir. Ancak aralarında temel bir fark vardır; Brecht kapitalist toplumun kendini tanıması ve değişmesi için yazmıştır

HEİNER MÜLLER

Ve

“Hamlet Makinası”

 

“Tanıdığım tek postmodernist

pastanede çalışan bir modernist olan August Stramm’dı”[1]

 

Heiner Müller 

 

Doğu Almanyalı Heiner Müller (1929-1995), Brecht’in en aşikar varisi olarak kabul edilmektedir. Ancak aralarında temel bir fark vardır; “Brecht kapitalist toplumun kendini tanıması ve değişmesi için yazmıştır; Müller ise, sosyalist toplumun kendini tanıması ve değişmesi için yazmak zorunda kalmıştır.”[2], ki bu da hem iki yazarın bakışının, hem de dillerinin birbirinden farklı  yapılar kurmasına neden olmuştur. Bu noktada, Brecht de, Müller de varolanı değiştirmeye dönük bir çaba içerisindedirler. Ancak Brecht’in yıkmak istediği şeyin yerine ne koymak istediği ve seyirciden beklentisi açıkken, Müller bir anlamda yalnızca “değişim”i hedef alır. Brecht bilinçle uğraşmıştır, Müller ise sanki bilinçdışı ile ilgileniyormuş gibi görünür. Müller’in yapıtlarının, dili gibi, metin yapısı da izleyiciyi  bir yandan keşfetme ve çözümleme dürtüsüyle kendine çekerken, bir yandan algıları parçalaması ve yarattığı “şok etkisi” ile kendisinden uzak tutar. Bu yapının kışkırtıcılığı, Brecht’in sağlamak istediğinden farklıdır. Müller metniyle sahnede yeni bir gerçeklik düzlemi kurgular. Bu düzlemde “yeni” olan “şimdi”dir ve bu da geleceğin yokluğuna dönüşür. Müller’in metni bir savaş alanının fotoğrafı gibidir. Ve elbette ki, ön planda olan zafer değil, savaşın trajedisidir.   

 

“Hamlet Makinesi” için ise Müller şöyle der: “...orada umutsuz reji direktifleri var, hiçbiri gerçekleştirilebilir değil, oyunun olabileceği hiçbir alan yaratamamam bir semptom. Bu, temelde şu demek, bunlar öyle oyunlar yada metinler ki, oyun alanları yalnızca benim kafam. Bu kafatasının içinde oynuyorlar. Bu tiyatroda nasıl yapılabilir? Bu sorun Artaud’nun tiyatro provokasyonunun merkezinde durur, ve bu bir teori değil, yalnızca bir metoda dönüştü artık.”[3]    “Hamlet Makinesi”nin, Artaud’un oyunlarını andıran bir çatısı olmakla birlikte, seçilen durumların “vahşet”i de Müller ile Artaud arasında bağlantı kurar. Bunun la birlikte, yalnızca sahne direktifleriyle değil, zaman ve dilin kullanımı ile metnin yapısı da,  tüm metnin tek bir kişinin bilinçaltı ya da bir monolog olduğunu düşündürtür.

  

Heiner Müller’in -özellikle belirli bir dönem- metinlerinin pek çoğunda olduğu gibi, “Hamlet Makinesi’nde da karşımıza mitsel kahramanlar çıkar. Mitler, insanoğlunun akıl ya da kontrol dışı durumları akılcılaştırma çabasıdır ve Marksist düşüncenin mitleri alaşağı eden düşüncesine karşılık, devrimin mitleştirdiği isimler düşünüldüğünde, Müller’in bu kullanımı pek de şaşırtıcı değildir. 

 

“Hamlet Makinesi”nin her düzleminde parçalanmışlık vardır. Metin adeta, birbirlerinin ardına eklenmiş  fragmanlardan oluşmaktadır. Müller’in dili parçalanmış bir dildir. Hem karakterlerin seçimi, hem metnin içindeki zaman kullanımıyla kronolojik zaman parçalanmıştır. Metin kişileri sürekli birbirinin içine girer, karakter yapısı parçalanmıştır. Heiner Müller’in, merkezinde Hamlet metninin bulunduğu, Shakespeare’in diğer kimi  metinleriyle birlikte, Aiskhylos’un Orestea’sı ve Euripides’in Elektra’sına da göndermeler yapan dokuz sayfalık metni, klasik tragedyalara benzer şekilde beş bölümden oluşur. Hamlet karakteri Müller’in metninde pek çok tragedya kahramanının ve  gerçek yaşamda varolan çatışma içindeki trajik kahramanın modeli olarak sahnededir “Hamlet Makinesi” neredeyse gerçek kılınmış tragedya kahramanlarını kullanarak güncel bir trajediye gönderme yapar ve metin yapısıyla sahnelenmesinin olanaksız olduğunu düşündürtecek kadar sınırsız bir alan yaratır. Müller’in  metni, dili ile seyirciyi çarparken, yazı dizgelerini kullanışıyla okurun algılamasını da parçalar. Metnin yazım düzleminde de anlatı zamanıyla şimdiki zaman birbirinin içine geçmiştir. Metnin biçiminin ve anlatımının yarattığı yabancılaşma Hamlet’in çok kimlikliliği ve tümüyle yabancılaşmış olmasıyla birleşince, ortaya çok katmanlı bir yapı çıkar. Bu doğrultuda ayrıntılı bir çözümlemede metindeki kodlar doğrultusunda keşfedilen anlamı “tek” kabul etmek, metnin yalnızca anlam alanını daraltır. Ve “Hamlet makinesi”nin sahnelemesi için Robert Wilson’la çalışan Müller, onun için şöyle der : “ Avrupa tiyatrosu yönetmenlerinin genellikle yaptıklarının tersine, o hiçbir zaman bir metni yorumlamaz. İyi bir metnin bir yönetmen ya da “oyuncu” tarafından yorumlanmaya gereksinimi yoktur”[4] Bu bağlamda, metin incelemesi, hem metnin yapısı, hem yazarın tezi doğrultusunda, yalnızca yapıya dönük olabilirmiş gibi görünür. Kodların anlamlandırmasına dönük bir çalışma ise, yalnızca bir alımlayıcının “anlam üretme serüveni” olmakla yetinmek  zorunda kalır.

 

 

“HAMLET MAKİNASI” ÜZERİNE

ANLAM ÜRETME DENEMESİ

 

1 Aile Albümü :

 

            İlk bölümün adının “Aile Albümü” olması ilginçtir. Bu ad geçmişe dönmeyi düşündürttüğünden “anlatı zamanı”nı da pekiştirir. “Hamlet” metninde de, Hamlet’in hiç de öyle ideal bir ailesi yoktur. “Aile Albümü” adı, bölümde anlatılanlarla birleştiğinde, o anda varolan durumun yaratım sürecinin aktarıldığı izlenimini yaratır. İlk cümle “Ben Hamlet’(t)im”dir. Bu cümle “bugün”le “dün”ü, “anlatı zamanı”yla “şimdi”yi eşzamanlı olarak verir. Bununla birlikte, bu cümlede Hamlet’in kimliğine yabancılaşması ve artık kendini tanımlayamaması da gizlidir. “Hamlet” metninde, kendine uzak görünen bir eylemi gerçekleştirmekle görevlendirilen Hamlet, oyun boyunca bir yandan eylemini gerçekleştirmeye çalışırken, bir yandan da kendi davranışlarını tanımlamaya çalışır. Aynı zamanda Hamlet’e yüklenen görevin onu iki kimlikliliğe sürüklediği ve sonunda bunun deliliğe dönüştüğünü söylemek de mümkündür. Ve tabii ki, mitsel bir kişilik kullanılsa da, o mitin geri dönüşünü reddetme de söz konusudur. 

            Cenaze törenindeki olayların anlatıldığı cümlelerden sonra, yeniden “şimdi”ye dönülür. Bu aynı zamanda Hamlet’in kendi kimliğine de dönüşüdür. Müller’in oyununda Hamlet babasına ve dolayısıyla kendisine verilen göreve  açık biçimde yabancılaşmıştır ki, bu da Hamlet’i Hamlet yapan temel eylemin ortadan kalkması demektir. Artık Hamlet olmayan kişi, tabutun kapağını kılıcıyla açıp, şimdi ölü olan yaratıcısını parçalara ayırarak etraftaki yoksul insanlara dağıttığını söyler. “Hamlet” metninde düzene aykırı bir eylem gerçekleştiren bireye yönelen şiddet, Müller’in metninde sistemin temsilcisi olan kişiye, dolayısıyla da sisteme yönelir. Hamlet, kendisini yaratanı, yani sistemi parçalamış, iktidarı halkla paylaşmıştır. Ve böylelikle yas, yerini “devrim”in coşkusuna  bırakır. Şimdi ise, metinde “katil” olarak andığı amcası, babasının boş tabutu tepesinde, “katil dul”un, annesinin üstüne binmiştir.  Hamlet’in de somut olarak desteklediği bu eylem, elbette açıkça birçok anlamı içinde barındırmaktadır. Ve bununla birlikte gerçekte hiçbir şeyin değişmediği anlamını da.

            Bundan sonraki cümleler Hamlet’in çelişkisini yansıtır. “Hamlet” metninde de aydın portresi çizen Hamlet, değişime destek vermesine karşın, çelişkileri görmekte olmanın acısını yaşamaktadır. Babasına, yani sisteme karşı tavrında Hamlet’in bir tereddütü yoktur. Onun çelişkisi, babasının yerini alan amcasına, yani “Komünizm”e yöneliktir. Kanla giden babasının yerine kanla gelen amcası gibi, bulduğu “en yakın ya da ikinci en iyi et”i , yani annesini ve onunla simgelenen kavramları elde etmek için, yani yeni bir devrim için –diyalektik bunu gerektirir- kan dökmesi gerektiğini bilmektedir.

            Horatio girer. Ama geç kalmıştır, artık ona verilecek bir rol kalmamıştır. “Hamlet” metninde Hamlet’in tüm sırlarını açtığı en yakın dostu Horatio, “Hamlet” metninde de sadece olayların bir kısmını öğrenmiş ve yalnızca teorik olarak Hamlet’in yanında olmuştur. Müller’in metninde de Horatio, Hamlet eylemini gerçekleştirirken yanında yoktur. Hamlet ona “Horatiopolonius” der. Bu ad,  tüm karakterlerde yaşanan kimlik parçalanmasını gösterdiği gibi, sistem içinde var olabilmek için her şeyi yapabilen Polonius’la Horatio arasında bağlantı kurmaktadır. Hamlet, Horatiopolonius gibi kendisinin de bir oyuncu olduğunu söyler. O da aslında kendine verilen rolü oynamaktadır.  Polonius’a dönüşen Horatio çıktıktan sonra,  , Hamlet’in annesiyle konuşmaya başlar. Hamlet’in tepkisi, babasından sonra annesine yönelmiştir. Arada amcasına yönelik replikleri olsa da öfkesi bu aşamada amcaya  yönelmez. Hamlet, “Anne seni yeniden bakireye dönüştüreceğim. Kralın kanlı bir düğüne kavuşsun diye” der. Oysa bu imkansız olduğu gibi, Hamlet’in kendi varlığını da inkar etmesidir. “ANA RAHMİ TEK YÖNLÜ SOKAK DEĞİLDİR”der Hamlet. Çünkü sadece babası ve amcası o sokağa girmemiştir. Aynı zamanda kendisi de o sokaktan çıkmıştır. Kin duyduğu ve hesaplaştığı şey, aynı zamanda kendisini yaratan şeydir. Hamlet’in annesiyle konuşmasının son cümlesi Ophelia’ya yöneliktir; “Bırak da yüreğini yiyeyim Ophelia, benim göz yaşlarımı döken yüreğini”

 

2 KADINLARIN    AVRUPASI

 

            Hamlet’in yemek istediği Ophela’nın yüreği bir saat, Ophelia ise KORO/HAMLET’tir. Hamlet’le iç içe giren Ophelia figürü de Hamlet gibi bir model, bir arketiptir. O, Hamlet metninin erkekleri tarafından kullanılmış, kendisiyle ilgili kararlar daima erkekler tarafından verilmiş,  ama son kararı olan ölümünü onlara bırakmamış bir kadın karakterdir. Ama  intihar, aynı zamanda kendinden vazgeçiştir. Müller’in Ophelia’sı; “dün kendimi öldürmekten vazgeçtim” der. Burada yine geçmişe, tarihe gönderme vardır. Aynı zamanda Ophelia, “bir zamanlar yüreği olan saati” de söküp çıkarmak ister. Buradaki Ophelia esaretinin kaynağı olan kadınlığıyla barışmış ve direnmeye karar vermiştir ve bedelini ödemeye de hazırdır. Bir başka kadın modeli olan annenin, iktidarın kurulduğu alanı temsil ettiği oyunda, Ophelia bu rolü reddeder.

 

3 SCERZO

 

            “Scherzo” sözcüğü İtalyanca “şaka” anlamına gelir. Müzikal bir terim olaraksa, “hafif, canlı, neşeli” anlamında kullanılır. Bu, devrimin üçüncü aşamasıdır.

Burası ölüler üniversitesidir. “Fısıltılar ve mırıltılar. Ölü düşünürler Hamlet’e kitaplarını fırlatırlar” Burası tarihin ta kendisidir. Değişimin çelişkilerine karşı, geçmişe dönüp başka bir düzene yönelmek anlamsızdır. Denenmemiş bir şey kalmamıştır. Ama eski teori ve sistemler ibret verircesine sergilenmektedir. Üzerine Hamlet 1 yazılı tabuttan Cladius ve Ophelia çıkar. Yaşayan bir ölü olarak, devrim ya da yeni düzen  de, ölüler üniversitesinde bir teori olarak, ya da müzede bir örnek olarak şimdiden yerini almıştır. Bir önceki sahnede kadınlığıyla barışmış, ama iktidar alanı olmaya baş kaldıran Ophelia, bu sahnede bir fahişeye dönüşmüştür. Daha önce yönetildiğinden daha fazla kişi tarafından, ama hala başta Cladius olmak üzere erkekler tarafından yönetilmekte ve bir anlamda onlara hizmet etmektedir. Hamlet’in de Ophelia’nın elbiselerini giyip, iktidar sağlanacak bir alan olmayı kabullenmesiyle Cladius, Hamlet’in babasına dönüşür. Yeni sistem artık yerleşmiş ama aynı zamanda bir öncekiyle farkını da yitirmiştir. Yüzü ensesinde, belki iki yüzlü ya da sürekli arkasını koruyan bir melek olan Horatio, Hamlet’le dans eder. Artık Hamlet’te sistemin entegre olmuş bir parçasıdır. Tabuttan gelen yeni iktidarın ses(ler)i; “Öldürdüğünü seveceksin”der. Kapitalist sistemin reddedilen kimi araç ve yöntemlerine, artık sempatiyle bakılmaktadır. Horatio ile Hamlet’in dansı hızlanıp vahşileşirken, tabuttan kahkahalar yükselir. Bir salıncakta göğüs kanseri olan madonnanın göğüs kanseri, güneş gibi ışınlar yaymaktadır. Belki de artık İsa’yı emziremeyecektir. 

 

4

             

Metnin en uzun bu bölümünde boş bir zırh, miğfere saplanmış bir balta vardır. Kalıntılar ortadan kaldırılmış, belki de yeni yapı içinde çözünürlükleri sağlanmıştır. Şimdi HAMLETİ OYNAYAN OYUNCU vardır sahnede. Artık kendi trajedisiyle ilgilenenlerin kurduğu  oyunda oynamayı reddetmektedir. Ama dekor kurulmuştur bile. Oyuncunun söyledikleri sanki yaşananların muhasebesidir. Kimliğinden sıyrılmak isteyen Hamlet, eylemleriyle yüzleşmek zorundadır. Bu yabancılaşma ve yüzleşme onun dramınıdır. O, sistemin ve devrimin her bir biriminin içinde vardır. Bu değişimin getirdiklerine de, değiştirilene de yönelik bir saldırıdır.   Ama sanki araçlardan çok o araçları işletenlere dönük bir saldırıdır. Kendini var edenleri öldürdüğü gibi, parçalanmamış –ya da öyle sandığı – kimliğini var eden yazarını Heiner Müller’i de yok etmek istemektedir. Bu benliğin reddidir. Hamlet’in düşünceleri, beyninin içinde kanayan yaralar vardır. O bir aydın olarak acıyı beyniyle de hissetmektedir ve beyninden kurtulmak için bir makine olmak ister. Tarihi yapan insanı temsil eden anıtın bir parçası olan televizyonlar susar, buzdolabından ise kan sızar. Devrimin üç kahramanı üç çıplak kadın Marks Lenin ve Mao, aynı anda kendi dillerinde “ÖNEMLİ OLAN NOKTA TÜM VAROLAN KOŞULLARI YIKMAKTIR” derler. Hamleti oynayan oyuncu yeniden makyajını yapıp kostümünü giyer. Arkasında onu izleyen hayaletten bıkkın, ama onun zırhının içine girerek,  son putlara da saldırır; Marks, Lenin ve Mao’nun başlarını balta ile yarar.   Buzul çağı başlamıştır.

 

5

 

            Son devreye, kıyamet öncesindeki barış ve huzurun olduğu ya da vaat edildiği devreye gelinmiştir. Derin denizde Ophelia, tekerlekli sandalyede bir balıktır. Belden aşağısı tutmamaktadır artık, dolayısıyla kadınlığını da yitirmiştir. Belki tedavi edilmek, belki de mumyalanmak için beyaz giysili iki adam onun bedenini sargı beziyle dolarken, Ophelia “Ben Elektra” der. Elektra, kendisi gibi bir kadın olan anasının öldürülmesine yardım ederek intikam alan bir tragedya kahramanıdır. Daha önce cinselliğini reddeden Ophelia, şimdi doğurganlığını reddetmektedir. Parçalanma ve yıkım yaşanmış, geriye başkaldırı, ayaklanma ve ölüm kalmıştır ve belki de tek gerçek budur. Tüm putları yıkan Müller, erkekleri çıkartır, Ophelia’yı beyazlar içinde sahnede yalnız bırakır.

 | Puan: 7 / 1 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

ziyaretçi { 04 Ocak 2011 10:04:17 }
ok kısa amaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Di?er Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    




Arama ARAMA