İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 719 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 1280804 defa okunmuş ve 1373 yorum yazılmıştır.

KONYA TARİHİ

Kategori Kategori: Şehirler-köyler | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 3180 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 26 Nisan 2007 23:35:40

Efsaneye göre bir zamanlar bu sehre Medüz denen bir canavar musallat olur. Zeus un oglu Perse, Medüz'ün basini keserek sehri kurtarir.

KONYA TARİHİ

Efsaneye göre bir zamanlar bu sehre Medüz denen bir canavar musallat olur. Zeus'un oglu Perse, Medüz'ün basini keserek sehri kurtarir. Halk da, Perse'in bir heykelini sehrin meydanina diker. Bundan sonra, sehrin ismi heykel sehri demek olan "Ikonium" olur. Bir zamanlar Anadolu Selçuklu Devleti'nin baskenti olan Konya'nin yerlesim tarihi, Can Hasan, Çatalhöyük ve Erbaba kazilarinin sonuçlarina göre Neolitik Çag'a (MÖ 8000-5500) kadar uzanir.Çumra, Karaman, Seydisehir, Beysehir dolaylarindaki alanlarda yerlesik hayata geçerek tarim ve avciligi benimsemis, kendini savunabilmek için tastan çesitli savas aletleri yapmistir.

Konya büyük kentlesme evrimine maden evriyle basladi. M.Ö. 3000'de Alaeddin Tepesine yerlesip güvenligini saglayarak kendisini dis etkenlerden korudu. Ve yüzyillar boyunca bagimsiz yasadi.

Anadolu'da Hitit egemenligine son veren Frigler Trakya'dan Anadolu'ya göç etmis kavimlerdir. Alaaddin Tepesi ve Karapinar, Gicikisla, Sizma'dan elde edilen buluntular MÖ VII. yüzyila aittir. Frigyalilardan sonra Konya ( KAVANIA ) Lidyalilar ve Iskender'in istilasina ugramistir. Daha sonralari Anadolu'da Roma hakimiyeti saglaninca Konya Ikonium olarak varligini korumustur. ( MÖ 25 ). Antalya'dan Anadolu'ya çikan Hiristiyan azizlerden St. Paul Antiochia ( Yalvac'a ) sonra Ikonium'a ( Konya'ya ) gelmistir. Bu devirde Hatunsaray Lystra-Derbe ve Laodika ( Ladik Halici ) ve Sille önemli Bizans yerlesim yeridir. Islamiyetin Anadolu'da yayilmasi ile Bizans'a ( Yani Istanbul'a ) Arap akinlari baslamistir. Emeviler, Abbasiler, Konya üzerinden akinlar yapmislardir.

Klasik çaglara Konya, Roma Imparatorlugu'nun sömürgesi olarak, Roma'li valiler tarafindan yönetilmis, yerli halk Roma egemenligi altinda yüzyillar boyunca Diyar-i Rum olarak yasamistir. Siyasal hakimiyet kurulduktan sonra kent biraz büyümüs, ek islev kazanmaya baslamistir.

Roma Imparatorlugu'nun parçalanmasi ve Dogu Roma'nin Bizans ismiyle siyasal alanda boy göstermesiyle Konya garnizon araciligi ile yüzyillar boyunca idare edilmistir. Hristiyan azizelerinden Saint Paul'un Konya'yi iki defa ziyaret etmesiyle kutsallik kazanan sehir, Hristiyanlarca da ayri bir önem kazanmistir.

M.S. 1077 yilinda Kutalmisoglu Süleyman Bey tarafindan köhne Bizans'in elinden alinan Konya sehrinin fethi kolay olmus, Gevele Kalesi (Takkeli Dag) kumandani, kalenin anahtarini ve yöneticiler de yönetimini Selçuklulara birakmistir. Daha sonra Haçli Seferlerinin geçit yolu olan Konya'nin 1096 yilinda baskent olmasiyla "Islam-Türk Medeniyeti Tarihi" süresi için de baslangiç olmus ve yüzyillarca çevreye isik saçmistir. Konya sehrinin büyük bayindirlik etkinlikleri baslamis; medreseler, camiler, kütüphaneler, sifahaneler ve ilim yuvalari yapilmistir.

Konya'nin fethi esnasinda sehir, Alaeddin Tepesi ve civarinda dar bir alanda bulunuyordu. Pazar yerleri, hanlar, hammadde satan dükkanlar ile bunlari isleyen sanatkarlar islevlerini bu dar alanda yerine getirmislerdir. Yerel pazarlarin yaninda uluslararasi pazarlarin yolu Konya'dan geçtiginden Cenevizliler, Venedikliler, Lehler gerek iç alimlarda, gerekse dis alimlarda sagladiklari mallarini Konya üzerinden Akdeniz limanlarina sevk etmislerdir.

Konya sehrini kisa zamanda gelismesi, oturum alanlarinin batiya dogru uzanmasi sehrin savunmasini zorlastirmistir. Bu durum 1222 yilinda Alaeddin Keykubad tarafindan dis kalenin kapilarinin civarina tasinmistir.

Bir süre Karamanoglu egemenligi altina geçen Konya'nin Karamanoglu-Osmanli çekismeleri ile bir kat daha kötüye giderek yüzyillar boyu sürecek olan karanlik günlerin devam etmesine neden olmustur. Zaman içerisinde Konya'nin asil halki, bu kötü günleri tevekkül ile karsilamis; kaderinin bir gün ters dönecegine inanmis, kendi gelenek ve göreneklerinyle yasamayi kabullenmistir.

Konya sehrinin kaba çizgileriyle anlattigimiz bu tarih hikayesi 20. asrin ilk çeyreginde de yeniden devam etmistir; Anadolu-Bagdat demiryolunun 1895-1896'da Konya'ya ulasmasi ve 1901 yilinda Avlonyali Ferit Pasa'nin Konya'ya vali olarak tayin edilmesiyle ivme kazanmistir. Sehrin fiziki dokusu degismis, 1912 yilindan baslamak üzere modern mimari tarzinda çatili ve kargir binalar insa edilmistir. Ulasima atli tramvay dahil edilmis 1924 yilinda ilk elektrik fabrikasi açilmistir.iiÖÖçsEfsaneye göre bir zamanlar bu sehre Medüz denen bir canavar musallat olur. Zeus'un oglu Perse, Medüz'ün basini keserek sehri kurtarir. Halk da, Perse'in bir heykelini sehrin meydanina diker. Bundan sonra, sehrin ismi heykel sehri demek olan "Ikonium" olur. Bir zamanlar Anadolu Selçuklu Devleti'nin baskenti olan Konya'nin yerlesim tarihi, Can Hasan, Çatalhöyük ve Erbaba kazilarinin sonuçlarina göre Neolitik Çag'a (MÖ 8000-5500) kadar uzanir.Çumra, Karaman, Seydisehir, Beysehir dolaylarindaki alanlarda yerlesik hayata geçerek tarim ve avciligi benimsemis, kendini savunabilmek için tastan çesitli savas aletleri yapmistir.

Konya büyük kentlesme evrimine maden evriyle basladi. M.Ö. 3000'de Alaeddin Tepesine yerlesip güvenligini saglayarak kendisini dis etkenlerden korudu. Ve yüzyillar boyunca bagimsiz yasadi.

Anadolu'da Hitit egemenligine son veren Frigler Trakya'dan Anadolu'ya göç etmis kavimlerdir. Alaaddin Tepesi ve Karapinar, Gicikisla, Sizma'dan elde edilen buluntular MÖ VII. yüzyila aittir. Frigyalilardan sonra Konya ( KAVANIA ) Lidyalilar ve Iskender'in istilasina ugramistir. Daha sonralari Anadolu'da Roma hakimiyeti saglaninca Konya Ikonium olarak varligini korumustur. ( MÖ 25 ). Antalya'dan Anadolu'ya çikan Hiristiyan azizlerden St. Paul Antiochia ( Yalvac'a ) sonra Ikonium'a ( Konya'ya ) gelmistir. Bu devirde Hatunsaray Lystra-Derbe ve Laodika ( Ladik Halici ) ve Sille önemli Bizans yerlesim yeridir. Islamiyetin Anadolu'da yayilmasi ile Bizans'a ( Yani Istanbul'a ) Arap akinlari baslamistir. Emeviler, Abbasiler, Konya üzerinden akinlar yapmislardir.

Klasik çaglara Konya, Roma Imparatorlugu'nun sömürgesi olarak, Roma'li valiler tarafindan yönetilmis, yerli halk Roma egemenligi altinda yüzyillar boyunca Diyar-i Rum olarak yasamistir. Siyasal hakimiyet kurulduktan sonra kent biraz büyümüs, ek islev kazanmaya baslamistir.

Roma Imparatorlugu'nun parçalanmasi ve Dogu Roma'nin Bizans ismiyle siyasal alanda boy göstermesiyle Konya garnizon araciligi ile yüzyillar boyunca idare edilmistir. Hristiyan azizelerinden Saint Paul'un Konya'yi iki defa ziyaret etmesiyle kutsallik kazanan sehir, Hristiyanlarca da ayri bir önem kazanmistir.

M.S. 1077 yilinda Kutalmisoglu Süleyman Bey tarafindan köhne Bizans'in elinden alinan Konya sehrinin fethi kolay olmus, Gevele Kalesi (Takkeli Dag) kumandani, kalenin anahtarini ve yöneticiler de yönetimini Selçuklulara birakmistir. Daha sonra Haçli Seferlerinin geçit yolu olan Konya'nin 1096 yilinda baskent olmasiyla "Islam-Türk Medeniyeti Tarihi" süresi için de baslangiç olmus ve yüzyillarca çevreye isik saçmistir. Konya sehrinin büyük bayindirlik etkinlikleri baslamis; medreseler, camiler, kütüphaneler, sifahaneler ve ilim yuvalari yapilmistir.

Konya'nin fethi esnasinda sehir, Alaeddin Tepesi ve civarinda dar bir alanda bulunuyordu. Pazar yerleri, hanlar, hammadde satan dükkanlar ile bunlari isleyen sanatkarlar islevlerini bu dar alanda yerine getirmislerdir. Yerel pazarlarin yaninda uluslararasi pazarlarin yolu Konya'dan geçtiginden Cenevizliler, Venedikliler, Lehler gerek iç alimlarda, gerekse dis alimlarda sagladiklari mallarini Konya üzerinden Akdeniz limanlarina sevk etmislerdir.

Konya sehrini kisa zamanda gelismesi, oturum alanlarinin batiya dogru uzanmasi sehrin savunmasini zorlastirmistir. Bu durum 1222 yilinda Alaeddin Keykubad tarafindan dis kalenin kapilarinin civarina tasinmistir.

Bir süre Karamanoglu egemenligi altina geçen Konya'nin Karamanoglu-Osmanli çekismeleri ile bir kat daha kötüye giderek yüzyillar boyu sürecek olan karanlik günlerin devam etmesine neden olmustur. Zaman içerisinde Konya'nin asil halki, bu kötü günleri tevekkül ile karsilamis; kaderinin bir gün ters dönecegine inanmis, kendi gelenek ve göreneklerinyle yasamayi kabullenmistir.

Konya sehrinin kaba çizgileriyle anlattigimiz bu tarih hikayesi 20. asrin ilk çeyreginde de yeniden devam etmistir; Anadolu-Bagdat demiryolunun 1895-1896'da Konya'ya ulasmasi ve 1901 yilinda Avlonyali Ferit Pasa'nin Konya'ya vali olarak tayin edilmesiyle ivme kazanmistir. Sehrin fiziki dokusu degismis, 1912 yilindan baslamak üzere modern mimari tarzinda çatili ve kargir binalar insa edilmistir. Ulasima atli tramvay dahil edilmis 1924 yilinda ilk elektrik fabrikasi açilmistir.

1950 yilindan itibaren sehirde yenilik hareketleri baslamis, sehrin sanayilesmesi ile bugünkü modern Konya'nin hazirlanmasina yardimci olmustur.

Bügun Türkiye'nin sayili büyük sehirlerinden olan Konya milyonluk nüfüsü, fabrikasi, asfalti, yollari ile modern bir sehir olmasiyla hepimizin kivanç kaynagidir.

 

1950 yilindan itibaren sehirde yenilik hareketleri baslamis, sehrin sanayilesmesi ile bugünkü modern Konya'nin hazirlanmasina yardimci olmustur.

Bügun Türkiye'nin sayili büyük sehirlerinden olan Konya milyonluk nüfüsü, fabrikasi, asfalti, yollari ile modern bir sehir olmasiyla hepimizin kivanç kaynagidir.

 

 

 | Puan: 7 / 8 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

alperen { 19 Aralık 2011 16:42:41 }
cok uzun yaaaa
onur { 29 Eylül 2011 17:59:18 }
güzel...
özlem { 12 Nisan 2011 21:14:24 }
çok   tşk   ama   bn konya nın   hikayesini arıyom   nerde   bulurum   ki...
Di?er Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    




Arama ARAMA