İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 721 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2442528 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

MAHSUN KIRMIZIGÜL

Kategori Kategori: Sanatçılar | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 2046 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 28 Aralık 2006 19:50:14

O, sanat yolculuğunu ses, yorum, beste, söz yazarı ve oyuncu olarak sürdürür...

Onun doğduğu kent ülkeye düşünürler, sanatçılar verir. Her biri bir ulu çınar. Ziya Gökalpten, Cahit Sıtkı Tarancı;ya, Ali Emiri;den, Süleyman Nazif;e, Celal Güzelsesten, Ahmed Arif;e, Esma Ocak;tan, Gürer Aykal;a uzanır bu çizgi... Bu ustaların masalarında konaklama olanağı bulmasa da isimlerini taşıyan okullarda okur ve büyük şairlerin şiirlerine sevdalı büyür...


O, sanat yolculuğunu ses, yorum, beste, söz yazarı ve oyuncu olarak sürdürür...

Onun doğduğu kent ülkeye düşünürler, sanatçılar verir. Her biri bir ulu çınar. Ziya Gökalp’ten, Cahit Sıtkı Tarancı’ya, Ali Emiri’den, Süleyman Nazif’e, Celal Güzelses’ten, Ahmed Arif’e, Esma Ocak’tan, Gürer Aykal’a uzanır bu çizgi... Bu ustaların masalarında konaklama olanağı bulmasa da isimlerini taşıyan okullarda okur ve büyük şairlerin şiirlerine sevdalı büyür...


DİYARBAKIR...

Bir çok yazarın, ozanın yazılarına, dizelerine giren gizemli kent. Ankara’da dost sofralarında, şiirlerini kendi sesinden dinlediğim büyük ozan Ahmed Arif’tir, Diyarbakır sevdasını yüreğime işleyen: “ Seni baharmışın gibi düşünüyorum/ Seni Diyarbekir gibi, / Nelere nelere baskın gelmez ki / Seni düşünmenin tadı” diyor. Kimi yazarın kaleminde “ Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir” kimi yazarın kalemin de “ Harcı, acı ve hüzünle karılmış ama umudu her zaman diri tutmuş, ebedi kent... Bir erdemli yürek… “


O, Anadan Diyarbakırlıdır...
Bir televizyon programında dinledim yaşam öyküsünü, yüreğim titredi. Ana karnında dört aylık iken baba şehri Bingöl’den göç eyler, taşlar ve düşler kenti Diyarbakır’a... Baba özlemini üç ağabeyi ile giderir. Beş yaşına kadar Abdullah olan adı, babasının gönderdiği nüfus cüzdanı ile Mahsun olur. Bu beklenmedik değişim yaşamının ilk fay kırığıdır…

Mahsun'un anlamı, Osmanlıca sözlükte: Güçlendirilmiş, korunaklı olarak geçer. Kim bilir, uzaktaki baba belki de oğlunu bu isimle ödüllendirmiştir.
Bingöl’de yaşayan anneanneye gidip; babayı uzaktan izlemek yazgısıdır sanki. Acı veren uzaktan bakmalar delip geçer mi, bilinmez ama savrulmadan yaşam yolculuğunu sürdürür.

Kentinin yazgısını taşıyan, onun gibi ismi değişen sanatçının, çocukluğu bir yaprak gibi savrulmaz. O, ‘Çok kültürlülük ‘ kavramı henüz bulunmadan; Mezopotamya topraklarında çeşitli dinlerin, dillerin içinde büyür. Bu kültürel birikimle bugün, Dicle nehrinin sularında arınan sesi ile ülke sınırlarını aşar.

O, aile soyağacından daha çok yaşam soyağacından etkilenir.


Bağlama ustası Ayhan Baran’ın yüreklendirmesi ilk adımın kilometre taşı olur. Uzun bir çalışma dönemi yaşanır. 1983- 1984 yıllarında Diyarbakır ve Mersin ses yarışmalarından gelen birincilikler özgüvenini pekiştirir.

Diyarbakır’da 1984 yılında yapılan kasetle yola çıkan otobüs sürücüsü Mehmet Tahir Doğmuş, ikinci adımı atıp, Unkapanı’nda yapımcı Mustafa Güneş’e, amatör kaseti dinletir. Bu berrak, pürüzsüz, yanık sesi beğenen Güneş, onu, arar ve İstanbul’a çağırır. Bu kez ana yurdundan yola çıkar ve bu ayrılıkla özlem yollara düşer...



Yaşam düşü, İstanbul’da yeniden çizilen yol haritaları ile sürer. Otel odalarında yaşama öyle inançlı, öyle kararlı, öyle tutkulu ve sevgi dolu sarılır ki, bu mücadele sonunda ülkenin İlk Türk Müziği Konservatuarını bitiren sanatçılar arasına girer... O artık alaylı değil okulludur...

Dünya kenti İstanbul, sanatçı için şehirler anasıdır. Büyüklüğünden korkmaz, ürkmez, tanışmaya, alışmaya, sevmeye başlar. İstanbul’a yüreğindeki Diyarbakır’la gelen sanatçı, yıllar sonra ses duvarını aşar. O, artık hem Türkiyeli hem de dünyalıdır...


O büyür, yaşam soyağacı büyür...

Yıl 1992... Müzik yapımcısı Hilmi Topaloğlu ile tanışır. Bir yıl sonra “ Alem Buysa “ isimli albümle müzik yaşamına adım atar atmaz kitlelerle buluşur. Yıl 1994… Star’a “ Alem Buysa “ isimli diziyi çeker. İlk dizi başka dizilerin habercisi olur ve sanat yaşamındaki ilkler yaşam öyküsüne yazılır...


Sanatçının, sanat yaşamı su gibi akmaz. O, sanat yolundaki dikenleri ayıklayarak kararlı yürüyüşünü sürdürür.Yaşadığı ülkenin sorunlarına kayıtsız kalamaz, duyarlılığını şarkıları ile dile getirir. 'İnsan Hakları', 'Hemşehrim', 'Taşralı', 'Kardeşlik Türküsü', 'Yıkılmadım', ’Ülkem Ağlar’ ve ‘Bizden Değildir’ gibi toplumsal sorunlara besteler yapar. Çünkü O, acılarını sessizce yaşayan insanlara tanık büyür. O nedenle sessizlerin de sesidir...

O, dostluğa bakışını şöyle yorumlar: “ Benim büyük bir eleğim var, annemin armağan ettiği bu elekten bir dolu elenen oldu. Kalan dostlarla yaşam sevgili, saygılı sürüyor. “

Sanatçı, İstanbul’da anasına oğul, oğluna baba olarak yaşar.

Diyarbakırlı esmer zeka, engin gönüllü olmayı zenginlik sayar. Müzik dünyasındaki başarılarını evrensel boyutlara taşıma, sesiyle gönüllere akma mücadelesini Dicle sakinliğinde sürdürür...

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

farız { 20 Nisan 2007 18:10:45 }
merb mahsun abi seni çok seviyorum ben senin dünyadakı birinci hayranınım sen ölene kadar sevecegim yasasın 12 den vuracagım alem buysa kıral mahsum
aleyna { 01 Nisan 2007 13:30:31 }
araştırma ödevime yardımcı oldu
mahmut { 28 Aralık 2006 20:02:57 }
ne hüzünli bi hayat hikayesi yaaa
Di?er Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA