İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2302280 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

Kalıtımın Tarihçesi

Kategori Kategori: Bilim dalları | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 2556 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 19 Nisan 2007 19:00:51

1865: Avusturyalı Gregor Mendel kalıtımın ilk yasalarını buldu. Bu yasalar, kalıtsal özellikleri denetleyen bağımsız ve yeniden üretebilen elementlerin varlığına dayanıyordu.

Kalıtımın Tarihçesi

1865: Avusturyalı Gregor Mendel kalıtımın ilk yasalarını buldu. Bu yasalar, kalıtsal özellikleri denetleyen bağımsız ve yeniden üretebilen elementlerin varlığına dayanıyordu.

1910: Amerikalı Thomas Morgan ,genleri taşıyanların kromozomlar olduğunu ortaya çıkardı. Morgan bu çalışmasıyla 1933’te Nobel Ödülü kazandı.

1940: Amarikalı George Beadle ve Edward Tatum’la Fransız Boris Epnrussi bir genle bir enzimin etkinlikleri arasındaki ilişkiyi buldular.

1944: Amerikalı Oswald Avery, Colin McLeod ve McLyn McCarthy, kromozomların sanıldığı gibi proteinlerden değil, DNA‘dan yapıldığı gösterdiler. 1953: Amerikalı James Watson ve İngiliz Francis Crick, DNA’nın ikili sarmal yapısını açıkladılar. Watson ve Crick bu çalış malarıyla 1962 yılında Nobel ödülü aldılar.

1966: Amerikalı G. Khorana ve M. Nirenberg DNA sarmalındaki üç bazın bir aminoasit oluştur duğunu buldular.

1976: İngiliz Frederick Sanger ve Amerikalı William Gilbert, DNA dizilişi tekniğini açıklayarak 1980’de Nobel ödülü aldılar.   

1984: Fransız Jean Dausset, insan polimorfizmi araştırma larının yapıldığı bir merkez kurdu. Merkezin amacı hasta ailelerden DNA örnekleri topla maktı.

1988: İnsan genomu çalış malarını planlamak için ulus lararası bir kuruluş olan İnsan Genom Organizasyonu (Human Genome Organization-HUGO) kuruldu.

1990: Ana amacı insan genomundaki bazların dizilişini bulmak ve genlerin yerini belirlemek olan İnsan Genom Projesi başladı.

1995: Craig Venter’ın yönettiği Genom Araştırmaları Enstitüsü (The Institute for Genomic Research) Haemophilus influenzae  adlı bakterinin genom dizilişini ortaya çıkardı.

1998: Celera Genomics adlı bir genom dizilişi bulma şirketi kuran Craig Venter, insanın gen haritasını kamu projesinden daha önce bitireceğini açıkladı.

1999: Dizilişi tamamlanan ilk kromozom olan 22. kromozomun dizilişi Aralık ayında yayımlandı.

2000: Nisan ayında Craig Venter genom haritasının taslağını tamamladıklarını açıkladı.

2000: İnsan Genom Projesi’nde çalışan Alman ve Japon bilim adamları, 21. kromozomun baz dizilişini Mayıs ayında tamamladılar.

 

DNA

            Deoksiribonükleik asit, DNA, hücrelerin bilgi deposudur. Bir hücreyi ya da organizmayı oluşturmak için gerekli tüm bilgileri içerir. Diğer pek çok iletişim sisteminde olduğu gibi bu bilgiler de kodlanmış olarak taşınır. DNA, çok ince ve çok uzun bir çift iplikçikten oluşur. Yapı taşları nükleotid denilen moleküllerdir. Nükleotidler üç bölümden oluşur: Bir fosfat grubu (H3PO4 ), beş karbonlu bir şeker ve bir organik baz (adenin, guanin, sitozin ya da timin). Nükleotidin şeker parçasındaki karbonlar, baz ve fosfat gruplarının bağlanması için gereklidir. Bu şekerin 1’ numaralı karbonu baz molekülüyle, 5’ ucundaki grubuysa fosfatla bağlanır. Böylece oluşan nükleotidler birbirleriyle özel bir şekilde birleşerek, polinükleotid zincirlerini oluştururlar. Bu birleşmede her zaman ilk nükleotidin şekerinin 3’ grubuyla, buna eklenecek nükleotidin 5’ ucunda bulunan fosfat grubu birleşir. Bu nedenle polinükleotid zincirleri belli bir yöne sahip olur (5’ dan 3’ a doğru). DNA molekülü, iki polinükleotid zincirinin birbirlerine sarılmasıyla oluşur. Şeker ve fosfattan oluşan iskelet bu ikili sarmalın dış bölümünü oluştururken, bazlar da sarmalın iç bölgesinde birbirleriyle karşılıklı olarak birleşirler. Bu baz çiftleri, sarmalda birbiri üzerine gelen paralel düzlemler oluştururlar. Sarmalı oluşturan polinükleotid zincirlerinin yönleri zıttır; birinin 5’ ucu, diğerinin 3’ ucuyla aynı yöndedir. Bu iki zincir, hidrofobik etkileşimlere ek olarak karşılıklı dizilmiş bazlar arasında oluşan hidrojen bağları sayesinde bir arada tutulur. Adenin (A) her zaman timinle (T) birleşir ve aralarında 2 hidrojen bağı kurulur; guaninse (G) sitozinle (C) birleşir ve aralarında 3 hidrojen bağı kurulur. Bir DNA molekülündeki guanin+sitozin nükleotidlerin oranı ne kadar çok ise DNA’nın iki ipliğini birbirinden ayırmak da o kadar güçtür.

 

DNA’nın Görevleri:

v     Hücre bölünmesi sırasında (interfazda) kendine eşleyerek ana hücrenin DNA’sı kadar DNA’nın oğul hücrelere değişmeden aktarılmasını sağlar. (replikasyon)

v     Kalıtsal bilgi taşır.

v     Hücrelerde RNA, protein ve enzim sentezini gerçekleştirir.

v     Mutasyon denilen kalıtsal değişikliklere olanak sağlar.

 

DNA Eşlemesi (replikasyon)

             Bir organizmanın aynı tip hücrelerinde DNA’nın hem kimyasal özelliği hem de toplam miktarı dölden döle sabit kalır. Bunun nedeni DNA’nın kendini eşlemesidir.

Ø      Öncelikle eşleme sırasında kullanılacak adenin, timin, sitozin ve guanin nükleotidlerin ortamda hazır bulunması gerekir. Bunun için Deoksiriboz+Organik baz+Fosforik asitlerden çok sayıda nükleotid sentezlenir.

Ø      Hücre mitoz bölünmeye hazırlanırken DNA bütün uzunluğu boyunca bütün kromozomlarda, zayıf hidrojen bağlarını kopmasıyla iki polinükleotid zinciri fermuar gibi açılmaya başlar. Bu şekilde ayrılan her iki koldaki bazların uçları açık kalır.

Ø      Hücrenin hammadde deposunda bulunan nükleotidler açıkta kalan bazların karşısında, uygun olacak şekilde yerlerini alırlar.

Ø      Böylece ayrılan dizilerin her biri, kaybettiği nükleotid eşlerinin yerine tamamen

aynı çeşitten eşler alıp yeni birer ikili dizi oluştururlar. İkinci dizi birincinin tamamlayıcısı olur.

Ø      Sarmalın sonuna geldiğinde bilgisi değişmemiş iki DNA ortaya çıkar.

 

 

            E. Coli bakterisi tek azot kaynağı olarak ağır izotopu (N15) içeren bir besiyerinde üretilirse bakteri DNA’sının bütün nükleotid bazları izotopla etkilenir. Böyle bir DNA, bakterilerden elde edilip santrifüj edildiğinde, ağır DNA’nın (N15- DNA) normal azot (N14) içeren hafif DNA’dan (N14-DNA) daha hızlı çöktüğü görülmüştür. Böylelikle DNA’ların birbirinden ayırt edilmesi sağlanmıştır.

            Ağır (N15) DNA içeren bakteriler normal azot içeren bir besiyerine (N14 besiyeri) aktarıldığında üremişler ve DNA’nın yapımında N14 kullanarak çoğalmışlardır. Bakteri sayısının iki katına çıktığı bir zamanda (1.oğul döl) izole edilen DNA’nın normal N14-DNA’dan ağır fakat N15-DNA’dan hafif olduğu saptanmıştır. Buna göre birinci oğul döl bakterilerin DNA’larında bir ağır zincir (N15) ve bir de yeni yapılmış hafif N14 zinciri bulunduğu kabul edilmiştir.

            N14 besiyerinde üreyen ikinci oğul döl bakterilerde ise bazı DNA moleküllerinin sadece N14 ihtiva ettikleri tespit edilmiştir. Bu DNA molekülleri ancak birinci döl bakterilerinin N14-DNA zincirlerinin replikasyonu sonunda ortaya çıkabilirdi. İkinci döldeki bakterilerde bundan başka N14-N15-DNA (melez) molekülleri de görülmüştür. Bunların bir zinciri N14-DNA diğeri N15-DNA’dan oluşmuştur. Bu melez N14-N15 DNA molekülleri birinci döl bakterilerindeki N15 DNA zincirlerinin N14 nükleotidlerle replikasyonu sonucu ortaya çıkmıştır. Daha sonraki döllerde N14 moleküllerinin oranı gittikçe artmıştır.

 

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

kamal { 16 Ocak 2011 09:22:59 }
Di?er Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA