İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2229304 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

JOJOBA

Kategori Kategori: Genel | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 3593 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 18 Nisan 2007 22:06:44

M. O 6. yüzyılın başlarında Asyalılar savaş silahlarının uç kısımlarını çavdara batırırlardı. Aynı şekilde Kızılderililer de düş­manlarına karşı, uçlarına zehirli bitkiler sürülmüş mızrak ve ok kullanırlardı

JOJOBA

M. O 6. yüzyılın başlarında Asyalılar savaş silahlarının uç kısımlarını çavdara batırırlardı. Aynı şekilde Kızılderililer de düş­manlarına karşı, uçlarına zehirli bitkiler sürülmüş mızrak ve ok kullanırlardı. Zehirli bitkiler o dönem için stratejik önem taşıyordu; az bulunuyordu ve henüz topluluk­lar tarafından keşfedilmemişti. Savaşta bitkilerin bir silah olarak kullanılması yönte­minde aynı zamanda bulaşıcı hastalıkların yayılması da hedefleniyordu. Bitkilerin, in­sanoğlunun varlığından beri bir savaş silahı olarak kullanıla geldiğini tarih bize aktarı­yor. Bitkilerden ilkel faydalanma yöntemi geride kaldı. Günümüzde artık askeri ka­muflajlarda, ilaç, sentetik, hatta savunma sanayiinde faydalanılıyor bitkilerden. İlk bakışta hiçbir anlam veremediğimiz bitki­ler, kıymeti bakımından 'stratejik' bir hal alıyor. Artık okun ucuna sürülerek düşmanı zehirlemek yerine, ne kadar alanda faydala­nılır ölçüsü o bitkinin değerini ortaya koyuyor. Buğday ya da mısır insan yaşamı için önemli olabilir ama faydalanıldığı alan sayılıdır. Az yetişen ama sayısız alanda kul­lanılan bitkiler uluslararası alanda daha çok değer buluyor. Tabir yerindeyse her derde deva bitkilerin sayısı parmakla gösterilecek kadar az. Nicelik az olunca bazı bitkilerde piyasa ve tekelleşme devreye giriyor. Bir ülke bir bitkiden faydalandığı alanları diğer bir ülkeden saklıyor, çalışmalarım gizli tutuyor. İşte böylesine stratejik öneme sahip bitkilerden birisi de jojoba. Yüzden fazla alanda kullanılan bu bitki uluslararası strate­jik özeliği olan bir ürün hüviyetinde.

Anavatanı ABD'nin Afizona ve Kalifor­niya eyaletleri ile Meksika'nın Sonora Çölü olan jojoba her daim yeşil, 100 ila 200 yıllık ömre sahip çalı formunda bir çöl bitkisidir. İngilizce'de hoboba, Fransızca'da yoyoba diye okunan, Latince'de simmondsia ehinonsis (link) diye adlandırılan bu bitki biz­de Keçifındığı olarak biliniyor. İlk olarak İtalyan rahip Clavijero tarafından 1789 yı­lında tanımlandı. Clavijero bu bitkinin, Kaliforniya ve Sonora Çölü yerlileri tara­fından derin kanser veya yaraların tedavi­sinde, saç çıkartılmasında, doğum ağrıları­nın başlatılmasında kullanıldığını bildiri­yor. Ancak 1993 yılında, tohumundaki mum tabiatında yağın diğer bitkilerdeki yağlardan farklı ve kaşalot adlı sperm bali­nanın yağına denk olduğunun keşfedilme­siyle dikkatleri üzerine çekti. 2. Dünya Sa­vaşı ile birlikte önemini artıran jojoba 1972 yılında deniz memelilerinin korunması ya­sası ile birlikte önemini iyiden iyiye artırdı. Yüksek sıcaklıkta ve basınç altında bile ka­rarlı olan viskozitesini kaybetmediği için temas ettiği yüzeye gayet iyi yapışan balina yağı gibi jojoba da endüstriyel alanda kulla­nılmaya başlandı. Zeytin, soya, mısır, pa­muk tohum yağları gliserol ile yağ asitleri­nin bir esteri olmasına karşın jojoba to­humlarında bulunan yağ sıvı bir mum gibi, gliserol yerine uzun zincirli dallanmış bir alkol grubu ile yağ asitlerinden oluşuyor. Yağı açık sarı renkte, doymamış, çok fazla stabil ve büyük oranda saf; yüksek hız ve sıcaklıkta çalışan makineler için yağlayıcı madde olarak rafine edilmeksizin kulla­nım özelliğine de sahip. Saatlerin yağlan­masında kullanılabilecek kadar ince ve saf; füze, roket ve ağır sanayi makineleri­nin yağlanmasında kullanılabilecek kadar da yüksek basınç ve sıcaklığa dayanıklı. Hidrojene edildiğinde ise oldukça sert bir mum halini alabilecek özellikte.

Ekiminden 3-4 yıl sonra faydalanılan jojoba tohumunda yüzde 50 oranında yağ bulunuyor. 5 yaşındaki bir bitkiden 500 gram, 12 yaşındakinden 2.5 kilogram, 25 yaşındakinden ise 14 kilogram tohum el­de edilebiliyor. Jojoba yağının kaynama sıcaklığı oldukça yüksek Aynı şekilde ter­mal dengesi de kaynama derecesi kadar yüksek. Parçalanma sıcaklığı 315 derece. Donma sıcaklığı da yüksek sayılabilecek derecede; 7 ila 10 derece arasındaki bir sı­caklık yağı dondurmaya yetiyor. Bu se­bepten jojoba yağı ile dondurulmuş bir ürünü ilkbahar, sonbahar ve kış aylarında buzdolabına koymaya gerek yok. Hem tohumu hem de yağı uzun yıllar hiçbir şey olmadan saklanabiliyor. Ancak ne ka­dar bir süre saklanacağı konusunda kesin bir veri yok. Konuyla ilgilenen bazı uz­manlara göre bu yağ yüzyıllar boyu bo­zulmadan saklanabilir. Deneme aşamalarında, 25 yaşındaki tohumdan elde edilen yağın hiçbir özelliğini yitirmediği tespit edilmiş durumda.

Kullanıldığı Alanlar

Zeytinyağı elde eder gibi mekanik pres ve çözücü ekstraksiyon yöntemleri ile ve­ya iki yöntemin kombinasyonu ile elde edilen jojoba yağının kullanım alanı olduk­ça geniş. Nerdeyse hayatımıza yansıyan her alanda jojobayı görmek mümkün. An­cak bu bitkiyi keşfedip kullanmak önemli. Yüzlerce üründe kullanılabileceği uzman­lar tarafından belirtiliyor. Yüksek sıcaklık ve basınçta çalışan makinelerin yağlanma­sında rafine edilmeksizin kullanılıyor. Uçak motorlarında kullanılan bu yağ, oto­mobillerde motor yağı olarak kullanıldı­ğında 200 bin kilometre yapılabilecek özelliğe sahip. Motor yağına katılan bir miktar jojoba yağı sayesinde aynı yakıtla alınan yolu 3.5 misli artırmak mümkün. Aynı şekilde bu yağ füze ve roketlerde de kullanılıyor. Sabun, şampuan, kozmetik ürünleri, saç besleyici, deterjan, krem ve ilaç yapımında kullanılan jojoba yağı; mum, reçine, koruyucu kaplama ve çürü­meyi engelleyici maddelerin yapımında, ayakkabı, araba, karton ve kağıtların cilalanmasında hem ekonomik tasarruf, hem de sağlamlık bakımından tercih ediliyor. Jojoba bitkisi, yağı alındıktan sonra içerdiği yüzde 35 oranındaki protein sayesinde hayvan yemi olarak da kullanılıyor.

Kozmetik ve İlaç sanayii

Zeytinyağı, balmumu ve diğer yağlar geleneksel kozmetik sanayiinin temelini oluşturuyor. Ancak jojoba kalitesi nede­niyle hızla temel kozmetik maddesi hali­ne geliyor. Kozmetik konusundaki araş­tırmalar, rafine edilmemiş jojoba yağının rakiplerinden çok önde olduğunu gösteri­yor. Reçine, katran, gliserid, alkolid ve glikozid içermiyor. Ayrıca acılaşmaya, bo­zulmaya karşı dayanıklı olması nedeniyle deri üzerinde hoş bir his uyandırıyor. Bu nedenle kozmetik endüstrisinin standart temel ürünü haline gelmiş durumda. Ta­bii her yerde değil. Yalnızca ABD paza­rında yaklaşık 300 üründe kullanılıyor. Temel madde olarak jojoba kullanılmış şampuan, saç besleyicileri, saç spreyleri, yüz ve vücût yağlan, banyo yağlan, el los­yonları, nemlendiriciler, güneşten koru­ma losyonları, makyaj temizleyicileri, tıraş kremleri, rujlar ve dudak koruyucuları, parlatıcı kremler, temizleme kremleri ve diğer besleyiciler gibi birçok ürün Ameri­ka ve Avrupa ülkelerinde satılıyor. Hem Japonya hem de Amerika'da yapılan de­neyler sonucunda jojoba yağının insana hiçbir şekilde zarar vermediği, hatta bün­yeyi güçlendirdiği sonucuna varılmış.

Jojoba sadece kozmetikte değil ilaç sa­nayiinde de bir dönüm noktasını oluştu­ruyor. Jojoba yağının kullanılmasıyla pe­nisilin üretiminde yüzde 20 oranında bir artışın olduğu uzmanları tarafından tespit edilmiş. Jojoba, Kızılderililer tarafından cilt hastalıklarında kullanılmış. Aynı şekil­de İsrail'deki Ben-Gurion Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan denemede ileri de­recede sivilceye sahip hastalarda jojoba yağı içeren kremlerin kullanılmasından sonra sivilcelerin tamamen yok edildiği görülmüş. Güneş yanıkları ve el çatlakla­rına da iyi geldiği görülmüş. Jojoba yağı diyette de el üstünde tutuluyor. Jojoba yağında kızartılan maddenin yağı emme oranı diğer yağlara göre yarı yarıya. Nestle'nin İsviçre'deki laboratuarlarında ya­pılan denemede böyle bir sonuca varıl­mış; ancak yeteri Jojoba bulunamadığın­dan ürünlere dahil edilememiş.

Nükleer Atıklara Karşı Jojoba

Jojoba yağı yüksek oranda acılaşmaya karşı mukavimdir. Bitkisel yağlarda aranan bu stabil olma özelliği nedeniyle ö-nemli pazar imkanları ortaya çıkarmakta­dır. Örneğin tarım ilaçlan, bitki hormon­ları, su buharlaşmasını engelleyicilerin taşınmasında; suya dirençli ürünlerin üretiminde; deri, boya ve yapıştırıcıların yumuşatılmasında kullanılabiliyor. Diğer yandan bazı plastiklere katkı maddesi olabilecek önemli potansiyele sahiptir. Polictilon sıcak jojoba yağında kolayca eriyebiliyor ve değişik özellikler kazanıyor. Jojo­ba yağının klor ve brom ile reaksiyonun­dan elde edilen sıvı ürünler solvent veya polimerlerin plastikleştirilmesi için fayda­lı. Brom katkılı maddeler ateşe dayanıklı­lık özelliği kazanıyor. İsrail'de yapılan çalışmalarda nükleer atığı sularda bulunan radyoaktif metal ve endüstriyel atığı sular­da bulunan zehirli ağır metallerin uzak­laştırılmasında jojobanın başarılı bir şekil­de kullanılabildiği tespit edildi.

Amerika Piyasasında Jojoba

Pek fazla bakım ve uğraş gerektirme­yen tohumundan elde edilen yağ ile yüzlerce alanda kullanılan jojobanın dünya­daki piyasasını Amerika elinde tutuyor. Yer yer jojoba üretimi yapmalarına rağ­men bu konuda tam teşekküllü sanayile­rinin olmaması sebebiyle Avrupa ülkeleri, bu ürünlerin çoğunu Amerika'daki özel hazırlanmış jojoba işletmelerine gönderi­yor. Amerika'dan sonra piyasada Japonya ikinci sırada yer alıyor. Japonya iklimi el­vermediği için jojobayı kendi topraklarında üretemiyor ama Amerika ve Meksi­ka'da bu bitkiyi üreten tarım alanları satın almış durumda. Her yıl 20 bin ton jojoba yağı üretmek Japonya için önemli hedef. Jojoba İsrail'de de üretiliyor; ama gerek ekim imkanlarının kısıtlı olması, gerekse yeteri derecede sanayi işletmelerinin ol­maması nedeniyle henüz Japonya'nın ge­risinde. Akdeniz ülkelerinin çoğunda Amerika için jojoba üretiliyor. Mısır, Libya, Nijerya, Hindistan gibi ülkelerde Ameri­ka'ya ait jojoba tarlaları mevcut. Jojoba dünyada çok az bulunan bir bitki ve bu yüzden tekelinin bulunması kaçınılmaz. Tekelleşmeye gidildiği için de tohumunu bulmak neredeyse imkansız. Tohum ko­lay kolay bulunmuyor, üstelik devletler bitkiyi stratejik bir koz olarak kullanıyor­lar. Jojoba tohumunu elde etmiş ülkeler bunu, bitkinin stratejik önemi yeterince bilinmediği dönemlerde başarmışlar. An­kara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Dr. Mücahit Taha ÖZKAYA, jojoba­nın stratejik bir bitki olduğunu belirterek: "Bütün dünya bunun farkında ama Türkiye pek ilgili değil. Bu konuda tekel Amerika'nın elinde bulunuyor. Japonya ve İsrail de önemli bir paya sahip" diyor. Jojobanın henüz ciddi bir uluslar arası pazarı bulunmuyor. Bunun sebebi ise ül­kelerin şu anda sadece kendilerine yete­cek ürünü elde edebilmelerinden kaynak­lanıyor. Hatta Amerika başka ülkelerdeki tohumları toplamasına rağmen yeteri de­recede jojobaya sahip değil.

Türkiye ve Jojoba

Amerika'da 1985 yılında yayımlanan Tarım Yıllığı'nda 'stratejik' bitki ilan edi­len jojobanın Türkiye'ye girmesi aslında çok eskilere dayanıyor. 1980-90 yıllan arasında TÜBİTAK ile Çukurova Üniver­sitesi ortak bir deneme ve araştırma çalış­ması yürütüyor. Çalışmalarda jojobanın Akdeniz iklimine son derece uygun oldu­ğu ve Türkiye'de yetiştirilmesinin çok kolay olacağı sonucuna varılır. Bu rapor o dönemde devletin ilgili birimlerine gön­derilir ancak ses seda çıkmaz; daha doğru­su kimse ilgilenmez. Jojoba ile ilgilenen Türkiye'deki tek kişi emekli bir profesör. Çukurova Üniversitesi'nden emekli olan Prof. Dr. Fuat ERGENOĞLU yıllardır jojoba tohumu üretiyor. ERGENOĞLU tohum üre­tiyor ancak kimse ilgilenmiyor. Tohum­lan yıllar önce Amerika'dan alan ERGENOĞLU şu anda tohum bulmanın çok zor olduğunu belirtiyor ve artık hiçbir ülke­nin tohum vermek istemediğinin altını çiziyor. Devlet bu konuda kayıtsız kalmış. Prof. Dr. ERGENOĞLU, Genelkurmay'ın kendisi ile görüştüğünü fakat gerisini ge­tirmediğini de sözlerine ekliyor. ERGENOĞLU destek çıkılması halinde Akdeniz'deki makilerin yerine jojobanın ekilmesinin daha yararlı olacağını belirtiyor. ERGENOĞLU: "Yıllardır ne devletin bir kurumu ne de özel bir kuruluş ilgilendi. Bende to­hum var, istediğimiz kadar tohum ürete­biliriz artık. Tohum üretme plantasyonum var. Birkaç vatandaş denemek istedi; hatta iyi para kazananlar da var. Ama dev­let ilgilenmedi. Böylesine stratejik öneme sahip bir ürün nasıl ilgisiz kalır anlam ve­remiyorum. Şu anda dışarıdan tohum al­mak artık çok zor. Ayrıca Türkiye'nin ya­ğa ihtiyacı bulunuyor; bununla bu ihtiyaç giderilir" diyor.

Erkek ve dişisi olan jojobanın tohumu da oldukça pahalı. Ekim amaçlı tohumların kilosu 30 ila 40 dolar arasında değişi­yor. Prof. Dr. Fuat ERGENOĞLU jojoba to­humunu elinde bulundurmakla yetinme­miş bu tohumdan faydalanma yöntemleri de geliştirmiş. İmkan tanınması halinde Türkiye'de jojoba küspesinin hayvan ye­mi olarak kullanılmasını başarıyla gerçek­leştireceğini söylüyor.

Jojoba erozyonla mücadelede de fay­dalanılacak bitkilerin başında geliyor. Özellikle toprak kaymalarıyla başı fena hal­de dertte olan Türkiye, jojoba ile bunun önlemini alabilir. 20-25 metre derine i-nen kökü ve köke bağlı yan kökleri saye­sinde erozyonla mücadelede mükemmel bir bitki konumunda jojoba. Çalı yaprak­ları ise rüzgar erozyonuna karşı etkili.

GÜNSİAD’ın Jojoba İlgisi

Jojoba yetiştirmek isteyen ancak to­hum bulamayan kurumlar da var. Türki­ye'de jojoba ile ilgilenenlerin ilgi görme­diği, bu yüzden kimsenin kimseden haberdar olmadığı bir ortamda GÜNSİAD'ın (Güneydoğu Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği) yöneticileri jojoba ekmek istemişler ancak tohum bulama­mışlar. Son çare olarak Amerikan konso­losluğuna başvurmuşlar. Prof. Dr. ERGENOĞLU’ndan tohum alacak ve onun dene­yiminden faydalanacak olan GÜNSİAD'ın hedefi Güneydoğu Anadolu'da boş alanları jojoba yetiştiriciliğine açmak. Jo­joba hakkında bilgi topladıklarını ve bu bitkinin kendileri için kurtuluş yolu ol­duğunu belirten GÜNSİAD Genel Baş­kan Yardımcısı Ömer Faruk TAŞ; "Jojoba bölgenin kalkınma hızında önemli bir ar­tış sağlar. İklim ve toprak yapısı açısından yetişmesi çok kolay. Dünyaya açılmasak da iç piyasamızda tüketiriz. Yüzlerce alan­da kullanılması çok önemli.

Yüzlerce üründen elde edeceğinizi tek bir üründen elde edebiliyorsunuz. Tohum bulamıyorduk, artık bu sorun da ortadan kalktı. Üretime geçmek istiyoruz" diyor.

Kamuflaj bitkileri

Stratejik bitkiler dışında özellikle aske­ri hava sahalarının ve askeri alanların kamuflajında kullanılan özel öneme sahip bitkiler de bulunuyor. Bu bitkilerin yararlılığı özellikle 2. Dünya Savaşı'nda denen­miş ve başarılı bulunmuş. Punis halepensis ve schlerochloa bu tür bitkilerin başını çekiyor. Fransa'nın güneyinde Deschampsia media ve Bromelia hyssopifolia askeri bölgesinde ağaçlandırma yapılır an­cak başarılı olunmaz. Bunun üzerine hem kamuflaj hem de askeri alanlar için bire­bir olan pinus bitkisi dikilir ve başarılı olunur. Yine 2. Dünya Savaşı sırasında Fransa'da birkaç yeni havaalanı yapılmak isteniyor. Ancak havaalanları öyle olmalı ki, ağır hava trafiğini kaldırabilsin, pist bo­zulmasın, toprak sert olsun, yağmurdan toprak taşınmasın. Bitki sosyologu M. Surplugas havaalanlarına schlerochloa ekiyor. Hem havaalanının toprak zemini sağlamlaşıyor hem de buranın bir havaa­lanı olduğu düşman kuvvetlerinden gizlenmiş oluyor. Aynı şekilde İsviçreliler ve Almanlar Manş kıyılarında beklenen çıkarma için yaptıkları savunma tesislerini gizleme işini yine bu bitkilerle yapıyorlar. Yine aynı şekilde askeri alanları çabuk ve hızlı bir şekilde kamufle etmek için çok çabuk büyüyen ve geniş yaprakları saye­sinde birebir bu işi yapacak olan pavlonyadan da faydalanılıyor.

Bitkilerle askeri alanları kamuflaj ve sağlamlaştırma işlemi 1940 yılından beri dünyanın değişik ülkelerince uygulanı­yor. Bu konuyu yıllar önce kara, deniz ve hava kuvvetlerine götüren Prof. Dr. Tur­han Uslu, gerekli ilgiyi göremez. Daha doğrusu bütün dünyada denenen bu yön­tem ordu mensuplarınca dikkate alınmaz.

Dünya hammaddelerini tükettikçe al­ternatif ürünler değer kazanıyor. Bir ürün estetik özelliklerinden dolayı değil, faydalı oluşundan dolayı ehemmiyetli ve stratejik kabul ediliyor artık. Bu unvanı çoktan hak etmiş olan jojobanın ehemmiyeti giderek yükseliyor. Dünya tohum bulmakta zor­lanırken, Türkiye açık adresteki tohuma ulaşmakta problem yaşıyor. Türkiye'nin ekonomisine maddi olarak büyük yarar sağlayacak olan jojobanın bir an önce keş­fedilmesi gerekiyor. Hiç vakit kaybetme­den. Jojoba devleti bekliyor.

JOJOBA'NIN YETİŞME ŞARTLARI   

ü      Jojoba bitkisi ekstrem çöl sıcaklık­larına toleranslıdır.

ü      Yıllık 500 mm. yağış verim için ye­terlidir. Ancak 100 mm. yağışta az da olsa tohum alınabilir. Ağacı uzun yıllar hiç yağış almadan da yaşayabilir. Fakat çiçek ve tohum oluşturabilmesi için kı­şın ve baharda suya ihtiyaç duyar.

ü      600-1200 metre yüksekliklerde yetişmektedir. Toprak seçiciliği yoktur, çorak yerlerde yetişir.

ü      -60-90 cm boya sahip olduğu hal­de, iyi sulanan yerlerde 2-3 metre bo­ya ulaşabilir.

ü      Çalı formunda, her dem yeşil, yap­rakları kalın, derimsi, mavimsi yeşil renkte, meyveleri kahverengi, yerfıstığına benzeyen bir ağaçtır.

ü      100-200 yıllık ömre sahiptir.

ü      Soğuktan etkilenmektedir; özellik­le ilk 5 yaşında -5 dereceden etkilen­mektedir. Ancak daha sonra kısa süreli -9 dereceye dayanabilmektedir.

ü      Çiçeklerin tozlanmasından tohum­ların olgunlaşmasına kadar 6 ila 7 ay geçer. Ağustos-eylül aylarında tohum­lar toplanır.

ü      Ortalama olarak 9-10 metre deri­ne inen kazık köke sahiptir. Olgun bir jojobanın kökü ise 20-25 metre derine inebilir. Derine inen kök sistemi saye­sinde kuraklığa dayanıklıdır.

ü      Bir dekar alanda 175-200 bitki yetiştirilmekte, bundan ise 125-450 kilogram tohum ve 75-225 kilogram yağ elde edilmektedir.

YAĞIN ÖZELLİKLERİ

ü      Hafif açık sarı renkli ve hoş koku­ludur.

ü      Trigliserid içermez.

ü      Kullanıldığı alana bağlı olarak hiç veya çok az saflaştırmaya ihtiyaç du­yar.

ü      Diğer yağlara oranla daha fazla kükürt absorbe edebilir, bu da birim ağırlığa karşılık daha iyi yağlama özelliği kazandırır.

ü      Sülfürizasyonda rengi daha az ko­yulaşır.

ü      Saatlerde kullanılacak kadar ince ve saftır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Başka stratejik bitkiler de var

Soya fasulyesi de birden fazla alanda kullanıldığı için stratejik öneme sahip bir bitki; ancak soya üretiminde ve tohumu­nu bulmada bir problem yaşanmıyor. Chlorella adı verilen özel bir yosunsu bit­ki de stratejik bitkiler sınıfına giriyor. Bu bitki özellikle astronotların yiyecek mal­zemesi olarak kullanılmasıyla önem taşı­yor. Az bulunuyor, Amerika'da özel ola­rak yetiştiriliyor. Uzun süre açlığa ve su­suzluğa dayanıklı ve atık maddesinin az olması ile değer buluyor. Amerika'nın ilgilendiği ve sadece burada üretilen birçok kozmetik ve sanayi maddelerinde kullanı­lan başka bitkiler de bulunuyor. Jatropha curcas, Euphoriba tatyirs gibi tropik bitki­ler sadece Amerika'da gözetim altında ye­tiştiriliyor. Bu bitkilerin tohumlan tama­men Amerikalıların tekelinde. İki bitki de kolayca yetişiyor ve dizel benzeri yağlar elde ediliyor. Sadece Japonya ve Amerika'nın fazla yağış alan yerlerinde yetiştiri­len küçük boylu çam ağaçlarından elde edilen sakızlar fıberoptik yapımında kulla­nılıyor. Çam cinsinin az bulunması ve çok zor yetişir olmasından dolayı bu bitki de dünyada stratejik bitkiler statüsünde ele alınıyor. Bir başka tropikal bitki olan Pavlonya da çok kıymetli. Bu bitkinin en önemli özelliği çok kolay ve hızlı büyü­mesi. 40 santimetre genişliğindeki yap­raklara sahip olan bu bitkinin gövdesin­den yarım metre genişliğinde kereste elde edilebiliyor. Dünyada ağaçları kesmeden kereste ihtiyacını karşılamak için bu bitki­ye başvuruluyor. Ceviz ağacı kalitesinde olan bu bitki özellikle kaliteli kereste sı­kıntısı çeken Türkiye için bulunmaz bir nimet. Amerika ve Japonya bu bitkide de diğer ülkelere nazaran bir adım önde. Li­teratürde 4 bin bitkinin çeşitli ilaç ve koz­metik alanında kullanıldığı belirtiliyor. Ancak kolay bulunduklarından bu bitkile­rin stratejik özelliği bulunmuyor.

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA